6 Ekim 2008 Pazartesi

Mutlu musunuz?


Böyle bir yazı yoktu hesapta... Dün, sevip, değer verdiğim birisiyle yaptığım konuşmada bana yöneltilen bir soru, yeniden düşünmeme yol açtı.
-Mutlu musunuz? diye soruyordu. 'Mutlu musunuz?'

-Huzurluyum.. diye cevap verdim. İç huzurunu yakaladığımı sanıyorum.Kendimle ve çevremle barışığım.

Sizce nedir mutluluk?

Katıksız sevinç, katıksız neşe.. var mı böyle bir şey?

'An' lar var yalnızca..Mutlu hissedilen 'an' lar.. Bitmesin istenen, 'Şu ânın farkındayım ve daha.. daha sürmesini diliyorum.' dedirten...
Onun dışında zorlukların içindeki kolaylığı, dikenin içindeki gülü, kötünün içindeki iyiyi ayırdedemedikçe mutluluğu yakalayabilmek zor gibi görünüyor.
Mutluluk paylaşmada, mutluluk iyilikte, mutluluk sevmekte.. mutluluk hayatın içinde, diğer tüm 'şey'lerin arasında...Belki hüznün içinde, belki bir bardak çaya- kahveye eş olan bir muhabbetin...

Sizce mutluluk nerede ya da ne?...

Hayat

YAŞLI BİLGE ADAM

( Lütfen okuyunuz, farklı ruh hallerinizde..tekrar tekrar okuyunuz..sevgilerle..mutlu kalınız..hayateylul )

92 yaşlarında, kısa, çok iyi görünümlü, görünümüne aşırı derecede önem veren bir adam, bugün yaşlı insanların evine taşınıyor.
Huzur evinin lobisinde birkaç saat bekledikten sonra, odasının hazır olduğu söylendiğinde nazikçe gülümsüyor. 70 yaşındaki karısı yakın geçmişte vefat etmiş ve evini terketmek zorunda kalmış. Asansöre doğru yavaşça bastonunu kullanarak yürürken ona küçük odasını tasvir ediyorum ve pencerede asılı olan ve perde görevi gören bir kağıttan da bahsediyorum.
- “Bunu çok sevdim ", diyor, eline yeni bir oyuncak verilmiş 8 yaşındaki bir çocuğun hayranlığı ile.

-“Bay Gagne, odayı henüz görmediniz, bir saniye bekleyin, neredeyse vardık. "

" Bunun onunla bir alakası yok ", diye cevap veriyor.
" Zihnimde odamı sevdiğim zaten karar verilmiş durumda. Bu her sabah kalktığımda verdiğim bir karar.”
" Mutluluk ilerisi için seçtiğim bir şey. Odayı sevip sevmemem mobilyalara bağlı değil, yada dekorla – daha ziyade onu nasıl görmeye karar verdiğime bağlı.

" Seçebilirim. Bütün günümü yatakta bedenimin artık iyi çalışmayan kısımlarından kaynaklanan zorlukları sayarak geçirebilirim, yada hala düzgün çalışan kısımlar için Tanrıya şükrederek uyanabilirim.”
" Hergün bir hediyedir, ve gözlerimi açabildiğim sürece, yeni güne ve hayatım boyunca yaşadığım bütün mutlu anılarıma konsantre olacağım. "
" Yaşlılık bir banka hesabı gibidir. Yaşam yolunda yatırdıklarını daha sonra çekersin.
"
Yani sana öğüdüm şudur ki ,hatıralarının banka hesabına yatırabileceğin kadar mutluluk yatır. Hâlâ doldurmakta olduğum banka hesabımı mutlu anılarla doldurmaktaki payın için sana çok teşekkür ederim…
1. Kalbinizi nefretten arındırın.

2. Daha azını bekleyin.

3. Daha fazlasını verin.

4. Basit yaşayın.

5. Zihninizi endişelerden arındırın.

Mutluluk için bu ana noktaları hatırlayın..
İsterseniz bu mesajı başkalarına gönderin… Bu basit doğrularla birbirimize dokunmanın ve dünyaya iyiliği yaymanın yoludur. Kimbilir, sonucunda bir mucize olabilir….

Alıntı


Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.

Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.


Bir dost göz arayışıyla.

Saat tıkırtısıyla...


Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,

Ama;


'Günün aydın,

akşamın iyi olsun'diyen
biri olmalı

bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa

kulağımda.


Yoksa,

Zor degil,hiç zor değil, demli çayı
bardakta karıştırıp,




bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:

'Çaya kaç şeker alırsın?'

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

CAN YÜCEL

1 yorum:

gonuldeneledokulenler dedi ki...

mutluluk...
aslında herşey küçücük yüreğimizde saklı değilmi?son bir kaç aydır sık sık konu oluyor arkadaş görüşmelerimizde.en son görüştüğümüzde bir arkadaşım iş arkadaşlarından birinden bahsetti.ben çok az tanıyorum kendisini.öyle sakin telaşsız duru bir tavır varki üzerinde.huzur iklimi taşıyor adeta.
diyorki arkadaşım;
biri ters bir şey söylediğinde yada yaptığında asla tepki vermiyormuş.olabilir.bu böyle bir insan..üzülecek bir şey yokki tarzında cevap veriyormuşş sorulduğunda.yani herkesi olduğu gibi kabullenmek.beklenti içine girdiğimiz an kişilerden ve hayattan sanırım mutluluğu da uzaklaştırıyoruz kendimizden.bu bencillikte oluyor esasında.istediğimiz gibi davranmadığı için yargılamak kızmak bencillik değilmi?bencil insan mutluluğu ne kadar hakeder?
şimdi soruya cevap vereyim ben.
MUTLUMUYUM?
genelde evet.ama hala bencilliklerim var...beklentilerim var..belkide bir olgunlaşma evresindeyim.öncekine göre daha pozitif bakıyorum .ama yeterince değil.böyle masa başında ,düşünerek yazarken mutluyum tabii demek en kolayı.sanırım bu sorunun cevabını en sıkıntılı anlarımıda verirsek dürüstçe olur.
sanırım en net cevabı ruh olgunluğunu hayatıma geçirince verebilirim..
sevgiler....