23 Ekim 2008 Perşembe

Günlüğümden...4


22.Ekim.2008 İstanbul

Birbiriyle bağlantılı iki yazı, kahvaltı sonrası kanununu alıp gelse.. dediğimiz arkadaşımız E... den de kısaca söz eden..Yeri geldikçe tanıyacaksınız onu da sanırım.. : )
Bunlar değil aslında yazmak istediklerim, yine ödevimi : )) yapamadım, hazır yazılarımı yayınlıyorum, bu arada konu genişlerken dağılıyor da, hem iyi hem iyi olmayan yanları var yani...
E.... , üçlü fasıl grubumuzun aslarından.. İyi ud ve kanun çalar, çok yönlüdür.
Yengeç burcu, oldukça duygusal ama aynı zamanda prensip sahibi, programlı bir insan..İyi ev sahibesi..
Müzik konusunda çok fazlaca ortak yönümüz var, bayağı benzeşir zevklerimiz.
Herkesle de paylaşmam zaten, aynı dili konuşmasını tercih ederim ya da yalnız dinlemeyi seçerim. Tercihlere saygı duymalı değil mi, herkesin aynı şeyleri hissetmesini bekleyemeyiz. : )
K... hanım ve E... ile, E...' nin davetlisi olduğumuz, mum ışığıyla (çeşit çeşit) aydınlatılmış bir ortamda müzik dinleyip çay sohbetinde bulunduğumuz bir akşam var unutamadıklarımın arasında.. o akşamın tadı da damağımızda kalmıştır hepimizin...

Bu akşam da Can dostumla konuştum belki bir saat, o bıraktı ben aradım.Öylesine tatlı bir sohbetti ki, hâlâ uçuyorum, tebessüm eksilmiyor yüzümden durduk yerde bile, şükür...
Çok eğlenceliydi ama yaaa...
Yazmam gerek unutmadan, bakalım yayınlamaya ne zaman sıra gelir.
Tadı kaçıyor böyle gecikince.. : (
Sevgimle... Hayat
***
Güne Dair... 27.Mayıs.07/Pazar
Boş kaldıkça okuyorum, öyle zamanlarım oluyor ki tek kelime okumak da yazmak da istemiyorum.
Çelişki gibi mi görünüyor, sanırım evet.. işin aslı şu ki pozitif enerjimi yenilemem gerekiyor.
Evet arkadaşlar, sonuçta ne kadar olumlu bakmaya çalışsam da ben de bu gezegendenim, kısaca sıradan biriyim, belki biraz ekstra özelliklerim var olabilir, belki yaşadıklarım ve gözlemlediklerimden, okuduklarımdan dersler çıkarmayı az- çok bilebilmişimdir o kadar..!
Çağımızın vebası mı desem bilemiyorum, insanları yıpratttığını gördüğüm bir dert: 'YALNIZLIK...!!!'
Hangi sorunun kaynağına inmeye kalksam karşıma çıkan baş sorumlulardan birisi, belki ilki..???
Teknoloji, rahat, konfor, daha iyi yaşam standartları, hırslarımız, bitmek bilmeyen arzularımız..daha..daha..
Sonuç:
Giderek bireyselleşen, yalnızlaşan, doğasıyla inatlaşıp ihanet eden ve bedelini de fazlasıyla ödemek zorunda kalan insanoğlu..SEVGİSİZLİK..İLGİSİZLİK..BİREYSELLİK..BÖLÜNME- DAĞILMA- PARÇALANMALAR..
İstekler mi, genelde aynı:
İNSANOĞLU, EN SON NOKTADA, GENELDE BAŞKA HIRSLARI, TUTKULARI ADINA VAZGEÇTİĞİ, ÖNEMSEMEDİĞİ AMA NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU GÖRDÜĞÜ RUH VE BEDEN SAĞLIĞINI, HUZURUNU ARIYOR.
BU KEZ BEDELİ YÜKSEK OLUYOR AMA..
Aslında bunlar değildi yazmak istediklerim, en azından şu anda değildi.
Güzel bir gün geçirdim şükür..
Bunu paylaşmak istiyordum sizlerle, size de yansıması dileği ve ümidiyle bu olumlu duyguların..

Hem de sıcağı sıcağına, şu andaki duygusallığımla.
Şehir dışına çıktık sevdiğim arkadaşlarımla, dağlara..düşünürken bile gülümsüyorum.Paylaşmanın tadı ne muhteşem...
Şehirde sıcak, bunaltılı bir hava varken orada soba yakmamız, dağlarda yankılanan rüzgârın sesi, çiçekler.. göz alabildiğine yeşillik ve çiçekler...Dönüşte su aldığımız kaynak...belki sıradan, gündelik bir sohbet, ard niyetsiz paylaşma eşliğinde yapılan...
En hoş tarafı da plânlı- programlı olmaması, olayların gelişimine göre anlık bir kararla kendimizi yollarda bulmamız.
Dönüşte dayanamayıp çiçek topladık bir arkadaşla. İki araba ile gittik. Benim arabada üç kişiydik.Arabayı kenara çekip dışarı adım attığım andan itibaren her tarafı kaplamış olan yoğun, biraz baygın çiçek kokusu, yine çocuklaşan, çocuksulaşan ben, günü hatırlatan bir demet çiçek...Sizlere ulaşsın güzellikleri, yanınızda hissedin kokularını...
HER GÜN YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR DERKEN..ÇOOKKK GÜZEL DİLEKLERİMLE, SEVGİLERİMLE...

P.tesi 27/ Mayıs / 07

'sevgili hayateylül, gönderdiğin linkteki yazıları okudum herzamanki gibi ibretlik ve güzeldi. sonrada arkadaşlarınla dağlara gittiğinden bahsetmiştin ya yanlış söylemiyosam, işte o zaman ne kadar çok senin yanında olmak istediğimi farkettim.
zamanı geri çevirebilmeyi çok isterdim ama böyle bi şansım yokki
neysse geleceğe, daha iyiye, daha zor ve güzele selam olsun diyorum.'
demiş sevgili benseno...
Sevindim aslında, niye biliyor musun canım, yalnızlık senin seçimin olabilir ama bunun bir nedeni var, önemli ve geçerli bir nedeni diye düşündüm ya da bana öyle geldi.
Ruhlarımız şu veya bu şekilde yaralı, onlara yaklaşacak olanların ehil eller olmalarını istiyoruz, yeni kan kayıpları değil isteğimiz, şifâ sunabilecek güvenilir eller, güvenimizi kazanabilecek yürekler...
Geçmiş yanlışlıkların, incinmişliklerin tedirginliğindeyiz, hani 'sütten ağzı yanan, yoğurdu üflermiş..' misâli.. böyle hissettim, bilmem yanılıyor muyum?
Zamanı geri sarman gerekmez canım, bir gün yolun, diğer arkadaşlarıma da sesleniyorum, yolunuz buralara düşerse, özel şöförünüz, rehberiniz, ev sahibeniz olmaktan zevk duyarım, isteğiniz dağlar olsun, NEDEN OLMASIN??
En çok üzüldüğüm şeyse çok şeyler yapmak istediğim halde gücümün sınırlı olması, tanıdığım insanları unutamıyorum, onların neşesi neşem, üzüntüleri üzüntüm oluyor, kendimi yetersiz hissediyorum.
Suçluluk duyuyorum neredeyse, bu da olmamalı aslında, fazla duygusal olmamdan kaynaklanıyor.

Telefon çaldı az önce..
-bugün akşama yakın bir arkadaşıma (E....) gitmiştim, misafirleri vardı, dâvet etmişti.-
Arkadaşım teşekkür ediyor, annesi ve halasını gidecekleri yere bırakmıştım dönüşte.
Halası da ne gün görmüş bir teyzemiz, en son onu bıraktım, kahve içmeye dâvet etti. Öylesine ısrarlı bir dâvetti ki kıramadım, kahve değil ama dedim, iki satırlık dost muhabbetine her zaman açığım. : )
Sevimli bir ev, içimde güzel duygular çağrıştıran sâde bir bahçe içerisinde..
En çok beni çeken de arabayı yaklaştırdığım anda onu karşılayan yaşça genç bir komşuları, akrabasını, yakınını karşılarmışcasına..
Dikkat ederim ben böyle şeylere, hoşuma gider.
Ben hemen hatırlayamadım ama kuaförde karşılaşmışız bir kere, unutmamış.
Bahçede oturduk az, kızı da geldi yanımıza. Kısa ama içten bir sohbet oldu.
Kadıncağız bana bir hediye vermek için çırpınıyor sanki, ne gereği var ama zerafet bu yâ, kültürümüzde bu var bizim.
Bahçe meraklısı olduğum biliniyor ya, işte şu çiçekten var mı bahçenizde fln. birkaç çiçeği işaret ederek sordu, sarmaşık gülleri, gala çiçeği ( Calla lâtincesi ) vs..Var olduğunu söyledim, arkadaşa güller götürmüştüm bahçeden, o çiçekler bahçenizden miydi diye sorup, çok güzel olduklarını filân söyledi. Yine de bir kök gala çiçeği aldım oradan.
Onları da dâvet ettim.Hoş duygularla ayrıldım oradan. Çok ilginç bir gündü, yazım çok uzun oldu, devamını günlüğüme yazmaya çalışacağım, dinlediğim hayat hikâyeleri çok etkileyiciydi çünkü, yanımda kayıt cihazım olsaydı o yaşanmışlıkları satır satır aktarmak isterdim doğrusu..
İşte bunları özlüyoruz arkadaşlar, ruhumuzdaki özlemler ancak güzel paylaşımlarla cevap buluyor, gideriliyor.
Ben de hoşlandığım şeyleri size aktarmak istedim, hâlâ 'HOŞ' olaylar ve insanlar tanımak, hikâyesini dinlemek bile keyif veriyor bana, umarım bu uzun yazıyla sizleri çok yorup, bunaltmamışımdır.
Herkese çok sevgiler, sağlıklı, huzurlu nice güzel günler dilerim.

**
Yoruldum, daha sâkin kafa ile yazmak isterim bugünkü anlatılanları, bir iki alıntı ile bitireyim günlüğüme yazdıklarımı şimdilik...
**
..dedim ve yazık ki o güzelim gün de anlatılamadan tarih oldu. Olayları yeniden anlattırmam lazım ama, zor... Çok ilginç hayat hikâyeleri paylaşılmıştı o gün, ibretlik derler ya hani...

Hiç yorum yok: