21 Ağustos 2008 Perşembe

Geçen Yaz'dan (Meryem' le bir gezi)


Geçen Yaz' dan (Meryem' le bir gezi)
İlham… Tuhaf şey…İlham perileri….hesap-kitaplarını, sağlarını-sollarını anlayabilen varsa beri gelsin.
Uykum kaçtı-çok sık olmaz bu, yorgunluktan yenik düşerim uykuya. Pilimi bitirmek için gayret ettiğimi söylememe bilmem gerek var mı?? ) Gerçi yaz aylarında sabah namazı çok erken oluyor. Geç vakitte uyuyan insanın uyanması imkânsız gibi. Ben de beklemeyi tercih ediyorum bu durumda.
Terastayım. Sessizliğin içindeki sesleri dinliyorum. Misk gibi bir hanımeli kokusu getiriyor rüzgâr. Ağustosböceklerinin sesi hâkim ortama ve çook sevdiğim koku-hanımeli-… İçime çekiyorum kokusunu, yudumlarcasına…
A aa,,,Cici köpeğimiz havlamıyor. aferin, sabahın köründe nasıl davranması gerektiğini biliyor. Ayrıntıya boğmayayım daha fazla, korkarım yazı kaynayacak arada. )
Yine çok şey birikti.Kına gecesinden sonra yazdım mı? Hatırlamıyorum. Hâlâ sağ elimin ayasında kırmızı renkte bir daire var. Biraz solmuş ama. Denize gittik ya, deniz suyu çok etkilidir. Günlerimi karıştırdım gibi, aklımda kaldığı kadarıyla, Pazartesi(hafta başı) bebek beklediğini öğrendiğim bir arkadaşın canının çektiği jöleli pastayı hazırladım önce. Hazırladım ya, ben bu işlerden öyle el-ayak çekmişim ki(uzak kalmayı tercih ediyorum sürekli) ısınmam vakit aldı biraz. Hazır, pasta altı keki kullandım ki kendim daha güzel hazırlarım. Önce muhallebisi, ardından kremşanti, sonra meyveler ve çilekli sos. Aslında jöle kullanmam gerekiyordu ama mevcut olanı kullandım. Pratikliğimi severim, tariflerimi de değiştiririm, takılmam. Küçük sayılacak bir kap kullandığımdan(normalde fırın tepsisi boyutunda hazırlarım ve süslerken çok zengin desenler oluşturabilirim), bir de süsleme meyveler de istediğim çeşitler elimin altında olmadığından görüntü bana göre vasat kaldı. Lezzet mi? Sormayın yaa her zamanki gibi işte. Her tadına bakan tarifini istedi. Gerçi aynı tarifi başkalarına da veriyorum amaa..ı-ıh…benimki gibi olmuyooo… Ne çok övdüm kendimi, ayıp, ayıp! )
Aynı gün sosyal güvenlik kurumlarından biriyle sözleşmemi uzattım.Şu, kitap yaz, baskısını düşünme, benden diyen arkadaşıma uğradım, bilgisayarında bana göstereceği resimler varmış. (Meryem) Ertesi gün için kızlarımı da alıp onun kışlık evlerinde yan daire komşusu olan arkadaşının yazlığına gitmeyi plânladık. Aylardır istiyorduk da (arkadaşı çağırıyordu) ancak sıra geldi.Oradan çıkışta da annesi hasta olan arkadaşımla oturdum bir süre. Yoğun bakıma alınmıştı yine hasta… Doktoruyla konuşup durumu hakkında bilgi aldım.Sonrası da yürüyüş tabiî… Kimi zaman yetişemiyorum, bu aralar 7 günü 5 güne indirmek zorunda kalıyorum istemeden. Bakıyorum ki onu da bunu da yapayım derken vakit geç olmuş. Kimi zaman 10’da yürüyüşe çıktığımı bilirim. Hattâ site içinde(kapının önünde) 11-12 (23-24)de bile yürümüşlüğüm vardır. O saat iyi bir tercih olmuyor. Gevşetmemek adına inat ediyor ve yapıyorum ama kendimi dinlemeyi öğrendim az çok. Şimdi daha hoşgörülü, toleranslıyım kendime.
Ertesi gün(küçük kızım bir önceki günden beri sindirim sistemi enfeksiyonu yaşıyordu), arkadaşa gitmek üzere hazırlandık. Küçük kızım gelmeyeceğini söyledi. Gereken ilaçları vermiştim ve durumunu kontrol etmeye çalışıyordum. Normalde kendi hâline bırakırım. Hem ben gittiğim yerde daha rahat olurum (gönüllü gelmeyince hoşnutsuz olan taraf diğer tarafı da etkiliyor genelde) hem de o, daha hoşlandığı bir konuda yoğunlaşır, idare ederiz böylece.
O gün:Hayır kızım, dedim, bilirsin normalde ısrar etmem hiç. Gel, kendini oyalayacak kitap, müzik ne gerekiyorsa yanına al, oyalanırsın, olmadı, orada da uzanır dinlenirsin. İyi hissedersen de yüzersin. Seni yanımda istiyorum ve itiraz kabul etmiyorum. Çok inatçıdır. İstemediği bir şeyi yaptırmak hemen hemen imkânsızdır. Bununla birlikte benim kesin tavrım karşısında gönülsüz de olsa hazırlandı.
Önce birlikte gideceğim arkadaşımı (Meryem'i ) evinden aldım arabayla, tedavi görüyor ve dinlenmesi gerekiyor. İki araba ile gitmeye gerek yok ben seni alır bırakırım dedim. Yol yapımı vardı, yarım saatlik mesafeyi 1 saatten uzun sürede aldık. Bu da gönülsüz gelen küçükhanımın suratına yansıdı tabiî. Bu arada ben de ufaktan gerilmeye başlamıştım.Neyse, sonunda gideceğimiz yere vardık. Biraz sohbetten sonra hazırlanıp denize indik. Resimleri site ana sayfasında var. Yüksek bir konumda ev, denize merdivenlerle iniliyor. En hoş tarafı da özel arazi olması, çevrede kimsenin bulunmamasıydı. Hava aşırı sıcaktı o gün, tam deniz havası yani.Küçük kızım önce yüzmeye yanaşmadı, nasılsa sonra fikir değiştirdi. Su nasıl güzel, nasıl ılık… O sıcaklığa rağmen güneş de yakıcı değil… Kısaca çok güzel saatler geçirdik. Güneşin etkisini azalttığı saatlerde girdiğimiz vakit 1-2 saat arası oyalandık. Normalden uzun bir süre sürekli girilmediğinde denize ancak , sorun oluşturmadı.Sonrasında bir çay faslı, abartısız… Samimi, keyifli…Arkadaşı evine bırakıp biz de eve döndük.O gün yürümedim. Yeterince hareket etmiştim zaten.Kızımda sorun çıkmadı ancak sonraki iki gün ben …. Bulantı, iştahsızlık vs ile gezdim. Tedavi sırası bana gelmişti. Zoraki bir kahvaltı yarım yamalak… Onun dışında meyve bile görmek istemiyordum. O günü dinlenerek geçirdim.
Ertesi gün yardımcım ve kız kardeşi geldiler. Çocuklarımı büyüten (en fazla benimle çalışan hanım), 19 yıl olmuş bakıyorum da…Arada kaç yardımcı değişti. Uzun süre çalışanlar az oldu…Kötü huyum insanlara fazla insancıl davranmam ve onların bunu suistimal etmemelerini beklememdir.Dilimi anlayabilen birkaç kişi ile geçti yıllar işte.Biri bu hanım, şimdi çalışmıyor. Tanıyan herkesin, işini ve hanımlığını beğendiği birisi. Düşünüyorum da öyle güzel günlerimiz oldu ki... Geçmişte gecenin 11-12 sinde onu arabayla eve bıraktığım zamanlar oldu (genel düzenlemelerde vs)
Bir de birkaç yıl çalışan ve hâlâ görüştüğüm bir kızım ) vardır. Bir tanıdık aracılığıyla başladı çalışmaya. İlk görüşmemizde eczaneye geldi. Hatırlıyorum. Yemek konusunda da yardıma ihtiyacım var. Nasılsın bu konuda diye sormuştum. Çok kendinden emin bir:Oldukça iyiyimdir. Annem çalıştığı için küçük yaşlardan itibaren epeyce tecrübem oldu bu konuda, cevabını alınca biraz şaşırıp gülümseyerek:-Hmm, oldukça iddialıyız. Görelim bakalım…gibi bir şeyler söylediğimi hatırlıyorum.Ona alışmak kolay oldu. Çok saygılıydı, temizdi, becerikliydi, çocukları seviyor, ablalık yapıyordu. Kısaca…gözüm arkada kalmıyordu.
Buna rağmen eğer evdeysem çocuklarımın okuldan gelir gelmez sordukları ilk sorunun:—Annem evde mi? Olduğunu çok net hatırlıyorum.Ya da eşim:—Anneniz evde mi? Ne kadar hassasiyetler var dikkat edilmesi gereken.Niye sadece evlenir insanlar-niye dikkat edilmesi gerekenlerin eğitimi uzun uzadıya verilmez evlenecek olanlara? Annelik eğitimi de öyle-çocuk yetiştirmek de öğrenene kadar ne çok yanlışlar yapılıyor, yapıyoruz.Yine konuyu çok dağıttım, toparlayacak olursak… Yardımcım ve kız kardeşi geldiler. Bahçeyle ilgilendi birisi dikmek istediğim sebzeler vardı. Diğerlerinin de gübrelenmesi vs.O akşam kargosuna zeytinyağlı yaprak sarma sözü vermiştim oğluma…Bir saatin içinde bahçe(iki komşunun ve bir de bizim) gezip yaprak toplamak, iç hazırlamak, yaprakları haşlayıp sarmak-halledildi.Diğer 1 saat pişmesine ayrıldı ve son yarım saat arabayla kargoya yetiştirmeye…Neden diyor- keşke az daha önce söyleseydin, hazırlardık Hayat hanım. Ya diyorum, yetişir… Hadi gayret. Bir taraftan da gülüyorum. Hızlı davranıyorum, sistemli- sakin ama hızlı tavrım onlara da bulaşıyor ve hallediyoruz şükür.Yola çıkmadan önceki son 1-2 dakikada yakalıyorum kargoyu, teslim ediyorum paketi.Doğru yürüyüşe…Ertesi gün oğlum arıyor:-Anne kim yaptı bu sarmayı?-İçini ben hazırladım, ….larla birlikte sardık.-Anne süper olmuş. Hiç bu kadar güzel olabilir mi ya ellerine sağlık.-Kafa mı buluyorsun? )-Yok anne ciddiyim gerçekten çok güzel olmuş.-Özlemişsindir.-Olabilir ama kaynatma, yine de çok güzel olmuş.-Sevindim, afiyet olsun.-Sağ ol anne-kız )
(Sürecek... demişim ama süremedi.. : ) Sevgiler... Hayat

2 yorum:

SeyyAh dedi ki...

Merhabalar...
Bir konuda arama yaparken çıkan sayfanızdan pek ayrılamadım... [yazı renklerinin bazen zorlamasıda bir sebep :-)]..
Ne güzel akıcı ve anlaşılır net ifade ile yazmışsınız. Çoğumuzun yaşadıkları, yaşamak istemedikleri... Hayatın cilveleri, sağlık ve hastalık.. yaşam ve ölüm..
Aslında bir göz kırpması arasında geçen yaşanmışlık..
Tekrar uğrayabilmek temennisi ile sağlıklar dileğimizi bırakıyoruz...

bulbulun yeri dedi ki...

Canım,
bayram mesajı için gelmiştim. Hikayeyi okuyunca ne yazacağımı bilemedim.
Dostluğun güzelliğimi, hayatımızın her gününde başımıza gelebilecek şeyler mi,beni ağlattı.Bilmiyorum.Bildiğim bir şey var. Dostlarımızı da en az ailemiz kadar çok sevip, onların üzüntüsünüde mutluluğunuda paylaşıyoruz.
Senin ve ailenin bayramını en içten sevgiyle kutluyorum.Tekrarına nasip etsin Allah'ım.
Sevgiyle kal.