12 Ağustos 2009 Çarşamba

Merhamet


“Şu da bir gerçek ki, Allah öncelikle insanlara karşı çok acıyıcı, çok merhametlidir.” Diye Buyuran’ın sevgisi ile.

Sevgisi ile, merhameti ile... Her hâliyle O’na uyabilmek, niyazı ile.

Bana, “merhamet’ten bahset... içinde sevgi olduğunu söyle... Söyle lütfen; karşıdakini anlayıp, kendini onunla aynı boyutta özleştirip, derdini ıstırabını paylaşmak değil midir? Paylaşarak azaltmak ve el uzatmak değil midir? Bir isim değil yalnız, bir fiildir merhamet; hayrı, hayırla vermektir.

Yaratan, elçisini, merhametli oluşundan dolayı da övmektedir: “Andolsun içinizden size onurlu bir resul gelmiştir. Sizi rahatsız eden şey, onu üzer. Çok düşkündür size. Müminlere ise daha şefkatli, daha merhametlidir.”

Sevgili Peygamberimiz’in yüce gönlü, bütün insanlara açıktır elbet, fakat müminleri daha yakın hissetmesi, O’nun yoluna aşkla bağlanmış olmasındandır. Çünkü inananlar ancak... o yolun yolcularıdır.

Kendisi’nin çok merhametli olduğunu söyleyip, elçisinin merhametini de överek, bizlere duyurması, Yaratan’ın misallerinden biridir.

Ötesi bana, sana, ona kalmış. Eğer örnek almayı beceremiyorsak, eğer yolumuz O’na giden dosdoğru yolsa...

Ben, sen, o... Hatırlatılan gerçeğin, bir an ve her an şuurunda olabilsek... keşke. Çünkü bu şuur bize merhamet kapısını açar ki, o çok geniştir.

Evet, bir gönül genişliği, bir hoşgörü, bir hayırdır merhamet. Hayır ise; Dost’umun söylediği gibi, gerçekte O’nun sevgisidir.

O hâlde sevilen ve sevenlerin, “gül alıp, gül satanların, gülden terazi tutanların, gülü gül ile tartanların” gönül arzusu ve işidir merhamet.

Sakın ola, “acımakla” karıştırmamak gerek.

İnsanoğlu yalnız ve tek Allah’ın acımasına muhtaç... İnsanın insana acımasındaysa; bir kendini üstün görme, belki gurur, hatta kibir bulunabilir... bunların tümü iblis’tendir. Kanmayalım.

Elin fakirine birkaç kuruş verip, nefs doyumuna ulaşıp, sonra meseleyi unutmak, merhamet değildir. Merhamet, süreklidir, kişiyi eyleme çeker, gönül ısıtır... sadece nefs doyumu ise, gönül köreltir, gerçekten.

Sırf gönlümüzü hissedip, yapıp ettiklerimizin sonuçlarını anlamak mümkün. Nefsi aldatmak kolay, gönül aldanmaz.

Eğer bir gün, bir sebepsiz sıkıntı yapışmışsa içimize, gönül kapılarımızı kapadığımızdandır cümleye...

Eğer hayatımızdan memnun değilsek, bütün dertler bizi buluyorsa (!) gönülden dile giden şükrü unuttuğumuzdandır.

Eğer nefsimizin kötü huyları gittikçe kabarıp, sınır tanımıyorsa, kendimize dahi merhamet etmeyi bilemediğimiz, kendimizi ve herkesi hor gördüğümüzdendir.

Hazreti Allah; “Güzel, yapıcı bir söz, bir bağışlama, ardından eziyet gelen sadakadan daha üstündür” buyumuş.

Dost’um da; “Her şeyiniz tamam olduğu zaman, darda olanı unutacak hâle gelmekten korkunuz. Yıkık gönüllerin şikâyeti, sizin önünüzde aşılmayacak engeller olur.” der.

O hâlde gönüllerimiz yer değiştirsin, başkalarının gönülleriyle... onların feryatlarını, hüzünlerini, sıkıntılarını, kendi içimizde duymaya bakalım... Duyalım... Sanırım, merhametli olmak için atılacak ilk adım, budur. Sonra yardım, mutlaka yardım... yerinde, zamanında, dozunda!.

Emine Işınsu

“Dost Diye Diye” adlı kitabından sayfa 53-55

2 yorum:

GÖNÜLDEN ELE dedi ki...

Çok güzel,düşündürücü satırlar..
Emine ışınsu nun kalemine,sizin yüreğinize sağlık.sevgiyle kalın.

Hayat dedi ki...

Teşekkür ederim sevgili Gönülden Ele...
Hem size,hem de yazıyı ekleyen Erol Yurderi arkadaşıma...
Tabii ki yazarı Emine Işınsu hn. a...
Paylaşımlarınızı beğendiğimi bir kez daha belirtmek isterim Sn. Yurderi...

Bu vesileyle bir mesajınızı buraya taşımak isterim , izninizle...

http://www.dogruyasam.com/?p=387

Hizmet sevinci4 Ağustos 2009 admin : RUHSAL MESAJLAR

İnsanlara yardım etmekle duyulan duyguya eşdeğer hiçbir sevinç ve hiçbir görev yoktur. Karanlıklarla dolu bir dünya; yollarını kaybetmiş milyonlarca insan; kalplerinde hüzün ve dertler bulunan sayısız insan ve her sabah kalktıklarında, o günün neler getireceği korku ve kaygısı içinde bulunan insanlar…
Bir insana ihmal edilmediğini, tek başına ya da unutulmuş olmadığını, tersine, sonsuz sevginin kollarıyla çevrili olduğunu anlatabilir ve biraz huzur bulmasını sağlayabilirseniz, işte o zaman büyük bir görevi başarmış sayılırsınız. Yaptığınız bu hizmet diğer şeylerden çok daha fazla önem taşır.
Yeryüzü yaşamının tüm amacı, uyuşup kalmış, pinekleyen canları, varlıklarının realitelerine kavuşmalarını sağlamaktır. Dünyanız, günlük faaliyetlerini rüya görerek geçiren canlı uyurgezerlerle doludur. Uyanık değildirler ve tüm realitelere karşı ölü gibidirler. Eğer bu insanlardan birine etki eder ve ilâhî közü canlı bir aleve çevirebilecek derecede körükleyebilirseniz, bu olay, hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak ölçüde yüce bir davranıştır. İnsan, hayvan ya da hangi kalıpta olurlarsa olsunlar tüm yaradılanlara hizmet ederek Yüce Ruh’a (Yaradan’a) hizmet etmekten daha yüce bir din, daha yüce bir üstünlük olamaz.
Silver Birch
“Sevgi Ölümsüzdür” adlı kitaptan alıntıdır.