20 Aralık 2008 Cumartesi

Zorluklar, Bireye Vurulan Kamçı Darbeleridir...



Zorluklar, Bireye Vurulan Kamçı Darbeleridir...

Zorluklar varsa arada
İnsansın!
Engellere harcanmayan güçler ne güne
Dayat ki yasadığını anlayasın!
Behçet Necatigil

Hayat geleceği düşündüğünüz zaman hiç bitmeyecek gibi görünen, ama geçmişi düşündüğünüzde o an bitiverecekmiş gibi gelen bir süreçtir. Bu süreçte bireyler, yasadıklarıyla ve hissettikleriyle var olurlar.
Bununla birlikte bireyler, hayatları boyunca çeşitli zorluklarla karsı karsıya gelirler. Bu zorluklar karsısında herkesin aldığı tutum farklıdır. Kimi hayata küserek depresyonun dipsiz kuyularına gömülürken, kimisi bu zorlukları kendilerine vurulmuş kamçı darbeleri olarak düşünüp bunun üstesinden gelmek için amacına ve hayata daha sıkı sıkıya tutunurlar.

Kimsenin hayatı, denizin rüzgârsız hali gibi değildir. Mutlaka bu denizde de dalga
lanmalar, fırtınalar ve akıntılar olur. Önemli olan yüzmeyi ve denizciliği öğrenerek
gemiyi en sakin limana yaklaştırmaktır.
İnsanlar da karsılaştıkları zorlukların üstesinden, o durumdan kurtulma çareleri arayarak ve yasamayı öğrenerek gelirler.
Tatlı bir rüyayı anımsatan hayat, herkesin hayalindedir; ama sunu kabul etmeliyiz bu sadece hayallerde olur. İnsana düsen görev bu hayali gerçek kılmak için hayata bir rüya gibi bakmaktır. O zaman zorluklar, sahnede oynanan kurgulu bir tiyatro oyunundan öteye gitmeyecektir. Oyunun sonunun nasıl biteceği sizin elinizdedir, önemli olan bunun bilincinde olarak; karsılaştığınız zorlukların sizi yıkmasına izin vermemenizdir.

Ahmet, bir işadamıydı. Kısa sürede az bir sermayeyle başladığı isinde iyi bir konuma gelmişti. Dürüst, sözüne sadik ve azimli yapısı sayesinde piyasada tutunmuştu.
Fakat bir gün Ahmet, satış yaptığı bir müşterisinden yüklüce miktardaki alacağını
alamamıştı. İsin kötüsü, yapacağı ödemelerini bu alacak üzerine bağlamıştı. Ödeme yapması gereken firmalar ve toptancılar, ödeme gününün geçmesi üzerine Adil’i sıkıştırmaya başladılar. Adil, ne alacağını alabiliyor, ne de borçlu oldukları kişilere ödemeyi yapabilecek para bulabiliyordu. Kariyerinin düşüş noktasını yasıyordu.

Alacaklılar eve ve is yerine haciz yollamış, neyi var, neyi yok hepsine el koymuşlar dı. Bunun da ötesinde Adil’in piyasadaki saygınlığı sarsılmıştı. Bu zorluklar karsı
sında pes etme noktasına gelmişti ve intihar etmeyi düşünüyordu. Fakat durumunu başka birisinin durumu gibi düşünmeye başladı. Ortada sadece para yoktu; onun dışında sağlığı, ailesi ve kendine güveni hala vardı. İtibari zedelense dahi başka işa damlarının kapısını aşındırmaya ve durumunu anlatarak kısa süreliğine borç para istemeye karar verdi.

Durumu gitgide kötüye gidiyordu, çünkü kimse ona borç vermeye yanaşmıyordu. Çaresizliğinin arttığı bir noktada, fazla samimiyetinin ve ilişkisinin olmadığı bir
işadamının telefonunu aldı. Bu kişi, Adil’e bir teklif sundu; aradığı parayı vereceği
ni ama kendisiyle ortak olmasını istediğini belirtti. Adil düşünmeden bu teklifi ka
bul etti. Borçlarını ödeyerek tekrar çalışmaya başladı. Bu sefer daha dikkatli davra nıyor, isine dört elle sarılıyordu. Ayrıca alacağı olan kişi borcunu ödemiş, bu da
Adil’i maddeten rahatlatmıştı. Kısa sürede eski konumundan daha yüksek bir ko
numa gelen Adil, kendisine güvenerek borçlarını ödeyen ayrıca kendisini ortak ya
pan işadamını da kendisiyle birlikte yükseklere çekiyordu.

Zorluklarla karsılaştığında Adil, pes etmek yerine onun üstüne gitmeyi seçmiş ve
sonuçta intiharla neticelenecek bir tiyatro oyunu yerine, başarılara imza atan bir tiyatro şaheseri çıkarmıştı.

Hepimizin basına öyle ya da böyle zorluklar çıkar. Geçmişi düşündüğümüzde bu
gün hatırlayıp üstesinden nasıl geldiğimizi bazen kendimizin de hayretle düşündü
ğü zorluklar yasamışızdır. Bugün de karsılaştığımız zorlukları, yarın hatırlayıp bü
yük bir ihtimalle de, “Niye kendimi o kadar üzmüşüm ki?” diye sorup, belki ceva
bini hiçbir zaman veremeyeceğimiz pürüzler olarak düşünmeliyiz.
Zorluklarla mücadele ruhu zaten insanda vardır. Yeter ki insan sahip olduğu bu gü cün farkına vararak, onu kullanabilsin; ileride gülüp geçeceği zorlukların tesiri altında kalarak hayati kendine zehir etmesin.

Güzel demiş diyen sair;
“Kim bilir ol bir bahara kim ölüp kim kala sağ”
Bu can bize temelli verilmedi
Alır bir gün yalan dünya
Belli mi yarına çıkacağımız
Nerde kaldı sonraki baharlar
Der de gene şaşmaz bildiğinden
Su eğreti yerde nice insanlar
Gözünüzde büyüttüğünüz şeyler
İlerde güleceksiniz!
İçindeyken
Anlaşılmaz gençliğin geçtiği
Ve telaşlar yıpratır kalbi:
Enfarktüs.
En iyisi oluruna bırakmak
Biraz geniş olunuz!
alıntı

Hiç yorum yok: