16 Aralık 2008 Salı

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran... "

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran... "

İki farklı kuş..


"Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar, yol kenarında.

Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle,
ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini, nasıl olup da bir
yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.
Biri karga, biri leylek...
O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine,
türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.
Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle.
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu
keşfedinceye kadar.
O zaman anlar ki, birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları
beklenenlerin yanında tutunamayanlar.
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini
birbirlerine yakin kılan.
Topal kuşlar birbirlerinin 'arızalarını bilir ve sömürmek ya da örtmek
yerine kabullenirler öylesine.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar
üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin, aynı sekilde mesut olanların ortak paydaları sabun
köpüğü gibidir, uçar.

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran, yaklaştıran...

* * *

Derim ya, kimi zaman karşınızda ruh eşinizin olduğunu düşünürsünüz, düşünürüz. Heyecan vericidir böylesi insanlarla karşılaşmalarım...
Bir fark duyumsarım önce, bir şekilde etkilenirim ondan... Sonraki görüşmeler ya arttıracak ya da bekleme moduna alacaktır bu etkilenmeyi...
Ortak duyumsama, düşünüş, hayata bakışımız mıdır bu duruma yol açan? Birbirimizin yanında huzur denilen hâli yaşamamız mıdır? Olduğumuz şekilde sevme- sevilmemiz midir?
Öyle ya, birisi bizi değiştirmeye çalışıyorsa, olduğumuz halimizle sevmiyor demek değil midir?
Değişim; gelişim yönünde gereklidir de tabii...Gün be gün yeni dersler alıyor, yaşadıkça öğreniyoruz bir şeyler...

Uzun uzadıya yazmayacağım. Bu satıraraları kendime bugünkü halimi hatırlatmak içindir.
Can dostum Konya' da... Nasıl istedim onun yanında olmayı oysa ki her şey yine karışık ya da bana karışık görünüyor. Sanki yanlarında bulunmam gerekiyormuş, sanki ben olmazsam olmayacakmış gibi geliyor.Hani, dört bir koldan bağlanmışım sanki...
İçim acıyor, çok değişik rüyalar görüyor, etkileniyorum.
Can dostum, Cemalnur (Sargut) hanımla tanışacaktı dün... Onu aradım bugün, tanışıp konuşmuşlar, onun konferansından önceki etkinliği yanyana izlemişler hattâ...
'Aşk' ın kendisi diyor bana, onun hakkında...
Sevgili can dostum, ruh eşim, dünya limanım!...
Ben de çok etkilendim konuşmalarından ve döndüğünde onu bulup, tanışacağım inşallah... Her şeyin vakti- saati var ya...
Yalnızca Mesnevî okumalarından bile son derecede etkilendim. Benim de aradığım böylesi bir aşk olsa gerek diye düşünüyorum, kim bilir...Nasipse, yaşadıkça göreceğiz inşallah...
Benim gibi 'çok bildiğini zannetmiş' lerin problemi, bir sorunları olduğunda kimselere kendilerini kolayına açamamalarıdır. Bir şey bildiğim de olsa bâri gerçekten...
Yalnızca, önüme sayıp- dökebileceğim hâl yolları ve felsefî- dinî görüşleri sıralarım. Birikmiş öğretilerime göre ilk değerlendirmemi, nasip olduğu kadarıyla yapmaya çalışırım.
Karşımdaki insanın ya tecrübesi, yaşanmışlığı olmalıdır bütün bunlardan sonra, ya da bana bildiğimi sandığım şeyleri tekrar sunacak sabrı, derinliği, ferâseti...
Kaldı ki her şeye rağmen tek sığınılacak kapı olduğunu defalarca ve defalarca görmedim mi? Yine de şu sözü hatırlayıp, dumanımı dağıtmak isterim bâzen:
"Dertli bir adamın tereddüt ve dumanlarla dolu bir gönül evi vardır, derdini dinlersen o evde bir pencere açmış olursun."

Aynur hanım aradı, yıllar önce çok değer verdiğim arkadaşlarımdan birisi aracılığıyla tanışmış, yalnızca bir kez evlerine gitmiştik misafirliğe...
'Dostumun dostu, benim dostum' diyenlerdenimdir. Sevdiklerimin sevdiklerini ben de genelde sevmişimdir. Kimi zaman da kendi sevdiklerimi biraraya getirmeyi denemiş ve olumlu sonuçlar gözlemlemişimdir.
Nasıl güzel bir ev sahipliğiydi o, hayran kaldım doğrusu...
Ankara' ya tayinleri ile, yüz yüze görüşmek kısmet olmadıysa da, telefon ve mesajlarla bağlantımız devam etti.
Geçen gün, muzipliğim tuttu yine ve bir spiker edâsıyla sordum:
'Efenim, sizi tanıyabilir miyiz?' diye...
-Ne bakımdan, fizikî mi yoksa...?
-Hayır, fizik yapınız az- çok aklımda yalnızca o fiziğin alt yapısındaki güzel ruhu tanımak istiyorum.
Güzel kalmış hatrımda, başkalarının da kendisi hakkında olumlu duygular beslediğini ifade ediyor.Bayağı da ilginç yönleri varmış bilmediğim.
Zihinsel özürlü çocuklara yönelik eğitim veren bir kurumda çalışmış. Bu bana çok şey kattı, diyor. Şiirleri varmış, masa tenisi ve voleybolde (yanılmıyorsam) kokartlı hakemmiş.

Daha yakından tanımak istediğimi belirttiğimde cevabı çok hoş oluyor:
"Sevdiğim bir ruhtan nasiplenmek için hiç tereddüt etmeden gelirim. Nasıl ki market alışverişi yaparız saatlerce, bedenimizin gıdası için... Aynı vakti neden ruhumuzun gıdası için ayırmayalım ki?"

Zaman...
Her şeyin var bir zamanı...
Neler göreceğiz, kim bilir?

Sevgilerle, esenlikte kalalım, hep birlikte...
Hayat

3 yorum:

Tijen dedi ki...

Ortak acı deyince başkasının acısını da kendimizin gibi sahiplenebilmek düşüyor aklıma. Ne kadar az yapıyoruz bunu!

bulbulun yeri dedi ki...

Canım,
biraz hüzün mü var? Sana hüznü yakıştıramıyorum. Sanki, bu kadar güzel öyküleri toparlayıp, yayımlayan biri çok bilge olur, dünyanın hüznünü daha az taşır mı desem. Elbette insanız acılar bizim için. Ama eminim çözersin sorunlarını.İnşallah yanılmışımdır.
Sevgiyle kal.

Hayat dedi ki...

Doğum sancıları desem?
Hep güzeli, iyiyi, doğruyu arayan, en yüce ve güzele sevdâlı bir ruh imtihanlar çemberinden geçiyor.
Yeni bir şey değil, merak etme canım...
İyice dibe vurmadan yükselinmiyor; ölmeden ölmeyi başarmadıkça da hakkıyla yaşanmıyor belki de hayat...
Tüm bunlara rağmen yaşam enerjimi kaybetmedim, şükürler olsun.
Arkadaşlarım hâlen şaşırırlar buna : ))
Belki de 'Bittim!' demem gerekiyor Rabbimin 'Yettim!' hitabına erişmem için?
Hiçliğimi kabullenmem, daha da eğilmem, egomu dümdüz etmem!...
İlgine teşekkür ederim canım. : ))
Bir şeyler yazacağım bu konuda ayrıca, inşallah.
Sevgiler...