19 Aralık 2008 Cuma

Sekiz dakika...


8 DAKİKA
Hikayede anlatılan efsaneye göre bir kadın , bir gün kucağındaki çocuğu ile birlikte bir mağaranın önünden geçerken içeriden gelen bir ses duyar.Bu ses ona : “ içeri gir ve ne istersen al, ama en önemli olanı unutma.
Ayrıca: sen çıktıktan sonra kapının bir daha asla açılmayacağını da dikkate almalısın. Ancak bu fırsatı kaçırma, ama yine de en önemli şeyi unutma” diyordu.
Kadın mağaraya girer ve büyük bir servetle karşılaşır. Masanın üzerindeki altın ve mücevherleri görünce şaşkına döner ve çocuğunu yere bırakarak hemen büyük bir hırsla masanın üzerindekileri toplamaya başlar.
Bu sırada o esrarengiz ses yine duyulur : " yalnız sekiz dakikan var” demektedir.
Sekiz dakika çabuk geçer, kadın toplamış olduğu kıymetli taşlar ve altınlarla birlikte mağaranın dışına koşar ve kapı kendiliğinden kapanır... Bu sırada çocuğunu içerde unutmuş olduğunun farkına varır, ama kapı bir daha açılmamak üzere kapanmış bulunmaktadır.
zenginlik uzun sürmez , ama ümitsizlik hep yaşar.
Aynı şey çoğu zaman bizim başımıza da gelir . Bu dünyada yaklaşık 80 yıllık ömrümüz vardır ve bir ses daima bize:
" Sakın en önemli şeyi unutma!“ der gibidir.
Önemli olanlar manevi değerler, inançlar, dikkatli olmak, aile, dostlar ve hayattır.
Ancak kazanç hırsı, zenginlik, maddi şeyler bizi öylesine büyüler ki, çocuğu zaman en önemli şeyleri bir köşede bırakırız.
Böylece zamanımızı bu tür şeylerle tüketir ve en önemli olan şeyi
“Ruhun hazinesini“ bir köşede unuturuz.
Asla aklımızdan çıkarmamamız gerekir ki bu dünyadaki yaşam çok çabuk geçer ve ölüm beklenmedik bir zamanda bizi yakalar.
Ve hayatın kapısı bizim için ebediyen kapanmış olacağından son pişmanlık bir fayda vermez.
Sorunlarla, acılarla, ahlaksızlık, Vandalizm, adaletsizliklerle dolu, küçücük masum çocukların öldürüldüğü, ailelerin acı çektiği bir dünyada yaşıyoruz.Bir bakıma bunları olması normal gibi gözüküyor.Çünkü biz EN ÖNEMLİ ŞEYLERİ unutmuş durumdayız...
SEVGİ
BARIŞ
ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK
SAMİMİYET
ÇOCUKLARIN SAFLIĞI, ŞEFKATİ VE MASUMİYETİ
LÜTFEN HER SANİYE, YAŞAMIN HER ANINDA, SORUNLARLA KARŞILAŞTIĞINIZDA DAHİ HEP MUTLU OLUNUZ.
.
HAYAT BİR TANEDİR, ONDAN AYRILDIĞINDA PİŞMANLIK DUYMAMAN, ESEF ETMEMEN İÇİN ONDAN İSTİFADE ET, ONU KORU VE ONU SEV.
Tercüme: Yusuf Haznedaroğlu

2 yorum:

gonuldeneledokulenler dedi ki...

merhaba...
zaman ve yaşadıkları insanı olgunlaştırdığındanmı bilmem ama,yaş ilerledikçe daha bir hayatı sorgulamaya başlıyor insan.hemen hemen her gece kendimle bir iç hesaplaşması yaparım.aslında bu bende inançlarımın ilk sağlamlaşmaya başladığı günlerden kalma.her zaman yanımda götüreceklerimi sorgulamışımdır.heşey çok mu düzgün?elbetteki hayır.ama çok şükür bu güne dek bebeğimi mağarada bırakacak kadar dünyaya ait şeylerde hırsım olmadı.inşallah bundan sonrası içinde olmaz.

fimolarla ilgili birkaç sorunuz olmuş.aslında benimde çok fazla bir bilgim yok.ama seramik ve ahşap objelerde yazdığınız gibi daha şık durur.figür olarak kullanabilmek içinde sanırım biraz ustalık gerektirir.benimki tamamen acemi işi..ilgimi çektiği için denemek istedim:))

sevgiler, hayırlı cumalar olsun..

bulbulun yeri dedi ki...

Canım,
öyküyü okuyunca hayatın bize çocuğumuzu unutturacak değerlerle karşılaştırmamasını diledim.Hayattan bir şey öğrendim. Asla ben bunu yapmam demeyi. Ne zaman böyle bir şey demişsem (bir anlamda kınadığım şey)başıma geldi. Derler ya"kınadığın şey başına gelmeden ölmezmişsin"
O nedenle Allah'a dua ederken, hep hiç bir şeyin fazlasına sahip olmak istemiyorum. (Paranın,servetin)
Dilerim etrafımızda ki,kimsenin başına böylesi bir şey gelmez. Bir kere daha teşekkürler.
Sevgiyle kal.