14 Eylül 2009 Pazartesi

Kapat Gözlerini...


Öncelikle seçtiğim iki yazının linkini vereyim, değerli iki arkadaşımdan:

Yunus Emre’nin sevgi anlayışı

Aşk Olgunluktur



Bir de Çok sevgili arkadaşım, geldiğim ildeki diğer yan komşum, yirmi yıllık arkadaşım (belki de fazla), dost deyince ilk aklıma gelenlerden, sevgili Hatice'mden gelen bir mail..
Onu da anlatmaya çalışacağım size bir gün, kelimeler âciz kalsa da...
Mailleri her zaman bir meltem gibi okşayıverir ruhumu, ismini gördüğümde bile kocaman ve sıcacık bir gülümseme yayılıverir yüzüme...
Ondan uzaklaşmış olsam da mailleriyle yanımda hep, birtaneciğim!... :))

Kapat Gözlerini...

Günün birinde yolu bir dergâha düşen kendi halindeki adam, dergâhta, bir Mevlevî ile bir Bektaşî'nin oturmuş sohbet ettiklerini görünce dayanamaz ve yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.
Mevlevî ve Bektaşî erenleri başlarlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışırlar. Zavallı adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giydikleri giysilere takılır. Mevlevî'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de örtmekte, kapatmaktadır. Bektaşî'nin giydiği kıyafette ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır.
Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister. Büyük bir merakla, önce Mevlevî'ye sorar: "Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun? Bunun özel bir sebebi var mı?" Mevlevî hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire şekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz.
Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız. "
Yanıttan oldukça hoşnut olan adam aynı merakla
bu kez Bektaşî'ye döner: "Peki siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahlarını ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşî kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur. Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz. "Etrafındaki insanlar, kim olursa olsunlar, eşin, hayat arkadaşın, çocukların, anne ve baban, kardeşlerin, komşuların, arkadaşların, hatta hiç tanımadıkların, fark etmez, kusurlarını inceleme,günahları nı ve ayıplarını görme.
Kapat gözlerini. Görürsen, şâhid olursan, denk gelirsen, karşılaşırsan, tesadüfen yakalarsan bakma. Kapat gözlerini. Bakarsan illa ki görürsün. Baktığın için görüyorsun. Sen bakma, çevir bakışlarını. Kapat gözlerini. Kapatırsan görmezsin, görmezsen kötü düşünmezsin, güzel düşünürsen seversin. Görsen bile, yakalasan bile, öğrensen bile yine de sevmeyi dene. İnsan kusurları ve ayıplarıyla insandır. Seveceksen öylece sev. Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir.

Her iki arayışın da seni mutsuz eder, inan bana. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun. Oysa sen mutluluğu arıyorsun, aslında. Arıyorsun ama yanlış yerde.


Mutluluğun sırrını veriyorum, mutlu olmanın formülünü anlatıyorum sana: Kapat gözlerini. Ne kadar az görürsen o kadar mutlu olursun. Ne kadar az bilirsen o kadar huzurlu olur için. Bakma, görme, arama. Kapat gözlerini Kapat gözlerini.

Kim o, deme boşuna...
Benim, ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen.

Özdemir Asaf

3 yorum:

zehra dedi ki...

Ne kadar az görürsen o kadar mutlu olursun. Ne kadar doğru söylenmiş! :)) Teşekkürler.

sufi dedi ki...

"İnsan kusurları ve ayıplarıyla insandır. Seveceksen öylece sev. Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur. Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. "
Bu sözler bugün duyduğum en güzel sözlerdi.Söyleyene iletene bizlerle paylaşana AŞK olsun, sevgilerimle.

Hayat dedi ki...

Sevgili Zehra,
Benden de çok teşekkür ve içten sevgiler... :))

sevgili sufi,
Ben de çok sevdim bu yazılanları...
Benden de 'AŞK' olsun!...
Sahi, başka bir şey varmıydı ki? ;)
'Aşk imiş her ne vâr ise âlemde!...'

Sevgiler...