15 Şubat 2009 Pazar

İçimden geldiğince...


"Hoşgeldiniz…

Hani şöyle candan, bol tebessümlü tarafından karşılar bu yazı sizi haberiniz olsun. Şu an dilerim yansıması yüreklerinize vurur, ısınır içiniz. Bir dostun kapısını çalmış gibi rahatlar yüreğiniz. Umarım, muştulara açılsın bir çay içimi ziyaretiniz…

Alıştığımız ev sahipliği kültürünün etkisiyledir sanırım; haneyi ziyaret yapıp da, kendinden bir iz bırakan misafirlere karşı, kendimi aşamadığım mukabele ihtiyacı, blog anlayışımı alt üst etti neredeyse. O kadar kendimden bir parça ki, geçmişimin hatıralarını da katınca işin içine, sayın ki yıllardır benimle. Öyle olunca da, açılınca bu sayfalar, yürek kapımda açılmış oluyor her ziyaretçiye.

Hemen hemen her gün, yeni bir yüz tanıyorum. Hemen hemen her gün, rastladığım bir yazı beni sarıp sarmalıyor. Hemen hemen her gün, aklımı meşgul eden sayfalarla karşılaşıyorum. Bir taraftan bırakın mumu, koca spot lambalarıyla arasam, yakınımda bulamayacağımı düşündüğüm ruha şifa canlar tanıyorum. Bir taraftan da hali hazırdaki nasiplerime karşı, sorumluluklarımdan -tabiri caizse- kaytarıyor olmanın sıkıntısını yaşıyorum.

Olmadı vesselam. Bilmem ki buna acemilik denilebilir mi? Yaklaşık bir buçuk ayı devretmişken maziye…

Kuzucuğuma, can yoldaşıma ve yuvama, kendi gerçeğime, soluk aldığım mekana, nefes aldığım zamana hakkını vermeliyim. İster itiraf kabilinden olsun, ister öz eleştiri; yaşadığı anın hakkını vermekten yana tavır alan gönlüm bana savaş açmadan, ben teslim bayrağını kaldırıyorum. Şimdilik yorumları kapamakla başlayacağım işe. Sonrası ne olur bilinmez. "Zaten iddialı çıkmadığım bir yolculuktu benim için." diye, bir de teselli biçeyim kendime oldu olacak. Şimdiye kadar yorum bırakan her cana ayrı ayrı teşekkür ederim.Uğrak listemdeki her muhataba da samimi selamlarımı bırakıyorum. Ve henüz listeme geçmemiş ama ziyaretlerimden keyifle ayrıldığım tüm paylaşımcılara…

Yüzlerinize koca koca gülümsemeler yayılsın dilerim. En azından bir tebessüm olsun bu yazının size kattığı…

Umut olsun yaşamlarımızda hep. Bitmesin bizlere çare aratan hayır menzillerimiz. Dilerim her zaman fayda bulsun selam verenlerimiz. Karanlıkları silip, gizliyi ayan eden güneş gibi, yüreklerimizin karalarını aklasın sevmelerimiz...

Muhabbetten haberdar her cana, ben de sevgi nazarımı bırakıyorum… En sevgiliye emanetsiniz…

Alıntı:Pasiflora Edilus "

demiş bu isimde bir blog açıp, bence çok hoş paylaşımlarda bulunan ve bir süre sonrasında bütün yazılarını sildiğini görüp üzüldüğüm bir arkadaş...
Bu satırları kopyalamış, saklamıştım. İyi ki de öyle yapmışım.
Öylesine benzeri duygular yaşıyordum ki ben de...
Ziyaret edip de yorum yazamasam mahcup, yazsam kendi yazacaklarımdan vazgeçmek durumunda kalmak...
Kendini yetersiz, hani neredeyse beceriksizmiş gibi hissetmek...

Sevgili
Annemin kızıyım Ayşe ve sevgili Nazar değmesin 07 Nazar da beni sevdikleri bloglar arasında zikretmişler.
İnanın çok duygulandım, dilerim bu güzel düşüncelerinize lâyık olurum.
Sizleri ben de benimseyip sevdim, bu vesileyle dile getirmekten zevk duyarım.


Blog yazmaya başladığımda amacım yalnızca elektronik bir günce tutar gibi dile getirmekti içimdekileri...
Sonra, çok yakın arkadaşlarımın haberleri oldu ve benden bir iz, haber olarak gördükleri satırları izlemeye başladılar.
Öyle ki, yazmadığımda telâşlanıp bana telefon, mail, yorum kanalıyla duygularını ilettiler.
Pek dışıma taşmaya niyetim yoktu, kendi yolumda sessiz- sâkin ilerleyecektim hesapta... : )
Olmadı, kimi zaman ben birilerini bulup bir kaç satır da olsa duygu -düşünce paylaşımında bulundum.
Kimi zamansa başkalarının hoş mesaj ve yorumları, onlara mukabelede bulunmama vesile oldu.
Bizim kültürümüzde bu vardır mâlûm...
Blog sayfalarındaki arkadaş listesinde bulunan linklere tıklayamaz oldum neredeyse...
Öyle hoş insanlar var ki yeryüzünde, kalbiniz akıveriyor onlara...
Hani, 'merhaba' deyiverseniz ayrılamayacakmış gibi hissediyorsunuz kendinizi...
Bu vesileyle iki isim zikretmek isterim.
'Akasya kokusu', doğal, içten, sıcacık bir dost- kardeş- komşu misâli yazı- yorumlarıyla tebessüm oluşturmuştur yüzümde...
Sayfasının ilk gördüğüm hâlindeki mor akasyalarsa bıraktığım ildeki evimin bahçe duvarını çevreleyen metreler boyundaki mor salkımları hatırlatıp, bir hoş etmiştir içimi...
Kendisini de bir yazımda anlatmaya çalıştığım Nesrin' e benzetmişimdir. Can komşumun kızı, yürüyüş arkadaşım, akşam üzeri kahve sohbetlerimin baş konuğu...
Nino' nun mutfağından seslenen Nino, gurbet duygularıyla, bir dönemimi hatırlatmıştır bana ve el uzatıp yaralarına bir tutam dost merhemi tozu serpiştirivermek istemişimdir ama nerdeee?... : )
Reel ve sanaldaki mevcut arkadaşlarıma yetişemezken, oldukça da cahil cesareti diyelim isterseniz, taşıdığımı sandığım halde bunu yapmamışımdır.
Bilirim ki bağlanırım ben, yüreğimin kapılarını açıveririm kolayca da açmak yetse, yetebilse...
'Dostluklar ölmezmiş' diye bilirim. Şimdi şimdi bunları yeniden yaşıyorum.
Lise arkadaşlarımızla buluşmaya başladık yıllardan sonra, üniversite arkadaşlarımızla geziler organize ediyoruz.
Kaldığımız yerden devam edermişcesine duygu yüklü,neşeli...

Blog listemde olan, beğendiğim halde listemde olmayan, bir kez dahi merhabalaştığım, hattâ merhabalaşmadığım, yüreğinde sevgi taşıyan, iyiden, doğrudan, güzelden yana olan tüm arkadaşlara gelsin sevgi ödülü...

Dostluk ve sevgiyle... İçtenlikle...
Hayat

5 yorum:

simayhobievi dedi ki...

teşekkürle hayat hanım bizdende bi mukabele

nazardeymesin07 dedi ki...

Sevgili arkadaşım öyle güzel yazmışsınki çok teşekkür ederim.Okurken böyle ruhu güzel yüreği güzel bir arkadaş tanıdığım için birkez daha mutlu oldum inan.Gerçekten yüreğine sağlık arkadaşım sevgiyle kal....

anneminkiziyim dedi ki...

Canim selamlar, bizlerde seni cok sevdik ve yazilarinla umut bulduk. Burdaki dostluklar cok baska görmeden duymadan sadece yazisarak ruhunun inceligini anlamak harika bir sey. Yorumlari kesecegini okudum, cok üzüldüm. Yinede burda yazman dahi bizlere yazdiklarini okumak icin büyük zevk, ellerine yüregine saglik canim, unutma ki hep okunuyorsun, sevgiler....

Hayat dedi ki...

Sevgili Ayşe,
Hayır, yorumları kesmiyorum. O, benim duygularımı yaşayan bir blogcunun alıntıladığım satırlarıydı ve altında da Alıntı: Passiflora edilus yazıyordu.
O kadar benim düşündüklerime benzer sözlerdi ki alıntılamadan geçemedim ve kendi duygularımı da altına ekledim.
O zamandan sonra daha bir seyrek yazabildim.Öyle yapmazsam kendimi yoracaktım ve başka taraflardan aksamalar karşısında üzülecektim diye düşünüyorum.
Buradan vazgeçmek istemiyorum. Sizler sağolun çok anlayışlı arkadaşlarsınız.Uğrayamadığımda, not bırakamadığımda da gayet olgunlukla karşılanıyorum ve bunun gönül rahatlığıyla davranıyorum.
Sevgili nazar ve simay çok çok teşekkürler.
Ben de sizleri tanıdığım için mutluyum. : )
Sevgimle...

nino dedi ki...

icimi titrettiniz tatil bitti suan yoldayim izmirden istanbula dogru sonra tirana yine gurbet var ama iyiki sizlerde varsiniz ne diyeyim bilemedimki