8 Mayıs 2009 Cuma

Siz değerlisiniz...

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Belki...

Belki çok Dertlisin..
Belki Artık Yeter Diyorsun...
Belki Kendinden Geçmişsin...
Belki de Ağlıyorsun...
Belki Bu Musibetlerin Sonunda
Eline Bir şey Geçip Geçmeyeceğini Düşünmektesin...
Duy!!!Rabbin Sana Söylüyor..
"Sabredenlere,Felaketlere Karşı Dişlerini Sıkıp Göğüs GerenlereMükafatları Hesapsız ödenecektir.."
Belki De Onca Insanın ArasındaNeden Senin Seçildiğini Soruyorsun...
Oysa Rabbinin Seçtikleri Kıymetlilerdir...
"içinizden Mücahidlerle Sabredenleri Ortaya çıkarıncayaKadar Elbette Sizi Deneyeceğiz" (Muhammed, 47/31)
Hayat Bir Imtihan Değil Mi ?
Her Soru Ebedi Hayatında Yer Alan Bir Tuğla...
Nefes Alıp Verdiğin Her An Yeni Bir Soruya Gebe...
Onlar Olmasaydı Sonsuzluk YurdundaSana Ait Hiç birşey Olmayacaktı...
Derdin Yoksa üzül asıl!
Dertliysen Bil Ki...
O Seni Seviyor....
Bak !Sevdiğin Ne Diyor ?"
Allah Hayrını Dilediği Kişiyi Sıkıntıya Sokar!"
Belki Sen Ashab-uhdud Kadar Acı çekmedin...
Hani Kralları Onları Iman Ettikleri IçinAteş Dolu Hendeklere Atmıştı Ya...
Belki Sen Ebu Zer (r.a) Kadar Acı çekmedin...
Amcası Inandığı Için Onu Hasıra Sarıp Yakmıştı Ya...
Belki Sen Vahşi Kadar Acı çekmedin...Sevgilisi Ona "bana Görünme!" Demişti ya...
Belki Sen Yakup (a.s) Kadar Acı çekmedin...Yusuf'u (a.s) Elinden Alınmıştı Ya...
Belki Sen Hatice(r. Anha) Kadar Acı çekmedin...
Muhammed (s.a.s) Yurdundan Kovulmuştu ya....
Unutma! Rabbin Kimseye Dayanabileceğinden Fazlasını Yüklemez...
Belki Kalbindir Acıyan...
Belki Bedenin...
Belki De Ruhundur Kıvranan....
Belki Yokluktur Seni Saran....
Belki de Bin Bir Türlü Muamma...
Her Ne Durumda Olursan Ol
Diline Yakışır Bu Dua...
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin. ...
Ya Rabbi, razı olmadığın şeylerden ne yapmışsam hepsini affet…
Senden Başka Ilah Yoktur!
Sen Bütün Noksanlıklardan Münezzehsin...
şüphesiz Ben Nefsime Zulmedenlerden Oldum...
Sen Bağışla beni
AMİN
HATİCE MARAL YÜZÜK

Sen Âyetelkursi’den nerdesin?


Bismillah
Ayetelkursi Okumaları
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Belki bir nev'i tevhid ayetleri bunlar.
“Belki” değil öyle, bakın nasıl başlıyor:
Allahu lailahe illa hu muhteşem ve çok vurucu! Baştan tüm ilahlar yerle bir ediliyor, temizleniyor mekan ve eşsiz bir tek Olan vurgulanıyor!
Ah nefsim dön de bak, oku içine Ayetelkursi'yi..
Oku, sor içine: O mu tek içinde? Yok mu başka ilah? -İlah mı?
-Sen ne diyorsun yahu??
Temizledin mi ağyardan yüreğini?
İlla sen ya Rabbi! dedin mi? “Allahu lailahe illa Hu” Deyip de, gayrısına yüz suyu döküyorsan..
Sevgini, korkunu, umudunu O'ndan gayrısına yöneltmişsen..
Ah ki ah!. Kaç Ayetelkursi temizler seni?!
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
“Allahu lailahe illa Hu” Dikkat ettiniz mi ne kadar çok esma var içinde bu sûrenin?
Elhayy'ul Qayyum Ya Hayy! Çokça zikrettiğim bir esma..
Hani insanın ağzından çoğu kez gayri ihtiyari bir ayet, bir esma, bir zikir çıkar ya hep?
Benden genellikle Ya Hayy! çıkıyor işte..
Ve geçen öğrendim bu ismi zikredenler maddeten ve manen genç kalırlarmış.
El Hayyul Qayyum.. Hayy, hep diri olan hiç ölmeyen-ölmeyecek olan Qayyum, ipleri hep elinde tutan.
Hep diri olana yaslan ey nefsim..
Hiç ölmeyene, İpleri elinde tutana, kumanda hep elinde olana..
Ve kendini beğendir O’na, razı et, razı ol ki O’ndan O da sevsin seni..
Ümitsizlik yok asla çünkü O Qayyûm..
Olmayanı, olmayacak sandığını son anda olduruverir..
Çok vurucu Qayyûm ismi, O’nun Qayyûmiyeti ve bunun farkındalığı..
Çok büyük bir güç hem..
Beni çok etkiliyor..
Ya Qayyûm! Diye haykırarak, gözyaşlarıyla kucağına sığındığım anlar çoktur..
Elden geleni yapıp, sıkıştığında, O’na bırakınca işleri, O’nu Vekil tayin edince, olmayanı olduruyor..
Tek tek onarıyor kırıklarını..
O’na dayanan darda kalır mı hiç ahh..
Yeter ki dayan! Yeter ki bil, O Qayyum’dur, mülkünde söz sahibidir.“Ol!” derse oldurur, umutsuzlukları umuda çeviren yalnız O’dur..
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
La te’huzuhû sinetuvvelâ nevm O, uyumadığı gibi uyuklamaz da!
Nasıl bir güvenlik beyanıdır bu ya Rabbi?!
Nasıl da huzur veriyor insana..
Yeni doğmuş bir bebeğin anne kucağında tüm tehlikelerden emin, her ihtiyacı karşılanmış şekilde rahatça uyuması gibi..
Uyu sen! Rahat ol, ben varım!
Ben uyumuyorum asla da uyumam..
Her an seni koruyup-kollamaktayım..
Hiç kimseden de korkma!
Ben herşeyi görür-bilirim; Maddeten ve manen; açıkladıklarını da, gizlediklerini de..
Sen yeter ki bana sığın, sana kimseden zarar gelmez!
Koşsana bu kucağa!
Sarılsana..
Teslim ol-Kurtulsana!
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Lehu mâfissemâvâti ve mâ filard Göklerde ve yerde bulunanların tek sahibi O’dur.
İlk sahne:Hani titrersin ya yeryüzü sultanlarından..
Heyecanlanırsın huzura çıkacağın zaman, elin ayağın dolaşır hani, ne diyeceğini şaşırırsın belki..
O, sultanlar sultanı..
Gökte ve yerde ne varsa hepsi O’nun..
Uçsuz bucaksız bir memleket, mülk saltanat..
Ve sana şah damarından, yani sana senden daha yakın..
Düşün ki her an huzurundasın!
İkinci sahne: Korkma sakın! Huzursuz olma..
Gelecek endişesi seni sıkmasın.
Herşeyin sahibi benim, istediğime veririm, istediğimden de alırım..
Ve son sahne: başka açıdan: Yani?
Yani sen de kim oluyorsun ki?
Kendini gerçek sahip sanıp yorulma!
İdaresine asla güç yetiremezsin!
Sakın böbürlenme, büyüklenme, kibirlenme de!
Sana ait sandığın herşey, benim mülkümden sana lütfettiklerimdir, emanettir sende.. Emanetlerimi istediğim an geri alırım-alabilirim!
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Men zellezi yeşfeu indehû illa biiznih O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir?
Hep sarar yüreğimi sıcacık bu ayet..
"Korkma!" der O var..
Korkma, O izin vermezse sana hiç kimse ne bir hayır ne de bir kötülük yapabilir..
Korkma! Bana dayan..
Bana dayanan asla darda kalmaz..
Madem böyle, gel sadece bana kul ol!
Yorulma sana hiç faydası olmayacak, üstelik de seni zillete düşürecekler karşısında..
Bana hakiki kul olanı sultan ederim, dünyayı ona hizmetçi kılarım..
"Bu, dünyaya bakan yüzü ayetin..
Öte yüzde ise; mahşerin kavrulmuşluğunda imdada yetişecek O sallallahu aleyhi ve sellem’in şefaati..
Ya Veduddd! Esirge beni ne olur..
Cennetlerine sakla yüreğimi..
Ya Mucîb kabul eyle dileğimi..
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Ya’lemu mâ beyne eydîhim vemâ halfehum O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir
Velâ yuhîtûne bişey’in min ilmihî illâ bimâ şâe
Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar.
Alemde tesadüf yok, ilimler hep hazinende.
Sır, izin verdiğince ancak, âyân olur aleme!..
Ya Alîm ya Fettah!Öyle ya Rabbi evet! Hakkımda tasarlananı dahî bilirsin.
Ne kadar gizleseler de sen herşeyden haberdarsın!
Madem ki böyle, neden sakınayım?
Kimden niçin korkayım?!
Başa gelse bile sendendir, hikmetlidir..
Ve boynum, bilirsin kıldan incedir.
İnsanın, herşeyin sahibi, bilen, gözeten, hiç Uyumayan’ın kucağında olması ne güzel ne güvenli..
Ah ya Rabbi! Kucağında tut beni, O dipdiri sînende ebedi uyut beni..
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Vesia kursiyyuhussemâvâti vel ard.
O’nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır.
Velâ yeûduhû hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.
Onların korunması, O’na güç gelmez, O pek yücedir, pek büyüktür.
Ah ya Rabbi her yerdesin, bilmekte görmektesin..
Zor gelmez asla sana “kûn feyekûn” dersin.Ya Rab “Ol!” dersen olur, bildim söyledim her dem..
Ben razı oldum senden..
Verdiğinden-vermediğinden..
Ve tasdik ettim gönülden.
Şahidsin her ânıma, sen de razı oluver benden.
Sen Âyetelkursi’den nerdesin?
Efendim, Ayetelkursi'nin, her namazdan sonra, gece yatmadan önce, arabaya binince vb. okunması konusunda teşvik eden pek çok hadis var malum..
Çünkü zırh gibidir hem manen hem maddeten koruyucudur..
Anlamını işte böylece bildikten, içimize yazdıktan sonra ancak anlıyoruz mesajı; Rabb’in bizi saran, dirilten gücünü..
Hiç bu yukarıdaki ayetleri okur da insan umutsuz olabilir mi? Korkar mı kimseden?
Başına ne gelirse gelsin yıkılır mı? Hayır tabii ki..işte bunun için ve de böyle okumalı daim; Hayatımızın içinde olsun, içimizde hayat olsun, diriltsin bizi her an diye..
Ya Rab, okuduklarımızı hayata geçirmeyi nasib eyle..
Bizleri daim seninle meşgul eyle..
Okuduğumuz sûreleri burada da orada da bize arkadaş eyle, amin.
Muhabbetle efendim..
Ayşe Reşad

3 Mayıs 2009 Pazar

HZ.MEVLANADAN GÜNÜMÜZE BİR DİYALOG ÖRNEĞİ…


HZ.MEVLANADAN GÜNÜMÜZE BİR DİYALOG ÖRNEĞİ…
Konya'da halka vaaz eden Hazreti Mevlânâ bir ara der ki:
-Sizler hep iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun! Sakın kötülerle yüz yüze göz göze gelip de kötülüklerinde cesaret vermeyin!..
Ne var ki, halkı kötülere karşı böyle uzak durmaya çağıran Mevlânâ, söylediklerinin aksini yapar. Civarda ne kadar kötü bilinen varsa hepsiyle de yüz yüze, göz göze diyalog kurup sohbeti tercih eder. Bir gün yine kötü bilinen bir adamın dükkanında yüz yüze sohbet ettiğini gören cemaatten biri, dışarıda beklemeye başlar. Maksadı camide söyledikleriyle dışarıda yaptıklarının hesabını sormak. Nitekim Mevlânâ dükkandan çıkıp da yolda yürümeye başladığı sırada arkasından erişen öfkeli adam sorusunu şöyle sorar:
-Sen değil miydin kürsüde, iyilerin yanında kötülerin de uzağında durun diyen?.. Mevlânâ tereddüt etmeden cevap verir:
-Evet, bendim!.. Öfkeli adam:
-Öyle ise nedir bu çelişkili halin, der? Kötülerle yüz yüze, göz göze diyalogdan geri kalmamakta, onlarla hep beraber olmaktasın.
Mevlânâ şaşırtan cevabını şöyle verir:
-Ben yetmiş iki buçuk milletin kötüleriyle beraberim!.
Büsbütün çileden çıkan adam:
-Zaten der, sizin gibileri bizim ahlakımızı bozuyor. Kürsüde öyle konuşuyorsunuz, sokakta da böyle davranıyorsunuz. Sözünüzle özünüz bir olmuyor.
-Ben bu sözünle de beraberim, diyen Mevlânâ şöyle devam eder:
-Doğru olan, sözüyle özü bir olmaktır. Kürsüde ne söylüyorsa sokakta da öyle olmaktır. Yalnız der, benim sözümle özüm birdir. Çelişki yoktur davranışlarımda. Şöyle açıklar kendi özel durumunu:
-Ben sırtında gül yaprağı taşıyan bir hamal gibiyim.Vardığım yerlere gül kokusu yayarım. Sırtında gülü bulunmayanlar kötü kokulu yerlere varmasınlar.Şu benzetmeyi de ekler sözlerine:
-Bizim gibilerin vardığı karanlık yerlerde bilgi şimşekleri çakar, ilim sohbetleri aydınlatır ortalığı. Vardığı yeri aydınlatacak bilgi nuruna sahip olmayanlar, girmesinler aydınlatamayacakları karanlık yerlere!..
Hiç beklemediği mantıklı bir açıklama ile karşılaşan öfkeli adam düşünmeye başlar... Neden sonra onun da söylendiği duyulur:
-Demek ki der, bilgi yükü taşımayanlar varmasınlar kötülerin yanlarına. Çünkü bilgileri yoktur ki bilgisizlik kokusunu bastırsınlar, ilim, irfan nurları yoktur ki cehalet karanlıklarını aydınlatsınlar... Sözlerini şöyle bağlar:
-Şimdi anlıyorum ki der, bilgisizlere düşen, kötülerden uzak durmak, bilgi sahiplerine düşen de kötüleri kendi hallerine bırakmayıp irşat etmek...
Zaten der, sorumluluk duygusu taşıyan doktorlar hastalardan uzak kalamazlar, muhtaçları şifalı ilaçlardan mahrum bırakamazlar...
Alıntıdır.
"Hazineyi, muhafaza için bilinmeyen viranelere gömerler. Defineyi malum yerlere koymazlar. İşte bu yüzden ferahlık da, zahmetin altındadır.
" Mesnevi'den ;
"Gönül ehlinin ilimleri, kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür. Gönle uran, adamı gönül ehli yapan ilim; insana fayda verir. Yalnız tene tesir eden, insanın malı olmayan ilim yükten ibarettir."
"Zahiri güzelliğe ait olan aşklar aşk değildir. Onlar sonuçta utanç olurlar."

"Cihan dağdır, yaptıklarımız ses. Başına gelenler o sesin yankısıdır."

"Hangi renk camdan bakarsan güneşi o renkte görürsün. Camı kır ki nur görünsün."

"Sıradan otlar, bir ayda yetişir. Gül yetiştirmek istersen bir yıl bekleyeceksin."

"Deniz; ölüyü üstünde taşır, diriyi boğmak ister. Nefis sıfatlarını öldür ki hakikât sırlarının denizi seni üstünde taşısın."

"Gam ve kederin anahtarı sabırdır. Endişe etmekten sakın, sakin ol. İlacın başı perhizdir. Düşünce ve mantık perhizi yap ki, can kuvvetini göresin. Kaşınmak uyuza ilaç olmaz,sadece kaşıntıyı artırır."

"Dal, ağlayan buluttan yeşerir. Mum ağladıkça aydınlık artar."

"Şehvet yılanını hemen ez ki, büyüyüp başına ejderha kesilmesin."

"Toprak yağmuru yer, meyveler yetişir; insan meyveleri yer de can hayat bulur. Fakat yeni bir can ve bakışa sahip olmak için bazı yemeleri terk etmen gerekir.Bebek memeyi ve sütü bırakırsa önüne meyveler ve enva-i çeşit yemeklerden oluşan bir sofra açarlar. Sen de lokma yemeyi azalt da can sofrana farklı bir âlemden taamlar açılsın."

"Şükür, nimetin canıdır. Nimet deriye benzer. Seni sevgiliye ulaştıracak olan candır. Nimet insana gaflet verir, şükür ise uyandırır. Şükür nimeti, gözünü doyurur, seni bey yapar. Allah sofrasından yersen, oburluğun ve nimet hırsın kalmaz."
"Kargaya benzer nefsine uyma, o seni çöplüğe götürür."

"Balığı oltaya götüren, pisboğazlığıdır."

"Lezzetin kaynağı açlıktır. Aç olana arpa ekmeği kebap olur, tok olan kebaptan tiksinir."
"Uzağa bakış kör eder. Adam sarayda uyur, sarayı görmez. Yakına bak da gör kendindekini. Gök gürlemesi, susuzun başını ağrıtır. Bilmez ki rahmet gelecek."

"Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın."

"Sabır; sıkıntıların anahtarıdır."

"Sıkıntıdan kurtuluşa giden gizli yol, o sıkıntının içindedir."

"Kaza ve kaderden, yine kaza ve kadere kaçan kurtulur."

"Kötüye yormak ve vehim yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak."
"Suretten geçerseniz, her şeyde sevgiliyi görürsünüz. Mecnun bir köpeğe iltifat ediyordu. Halk onu kınadı. Mecnun "Siz anlayamazsınız bu, Leyla'nın semtinin köpeğidir, onda ben sevgilimi gördüm" dedi."
* * *
......
"insanın manevi yönünü geliştirecek felsefeleri hepimiz birbirimize aktarmalıyız.Eminim ruhlarımız doyduğu zaman kendimizi iyi hissetmek için her türlü şeyin daha azına ihtiyaç duyup cisimlere daha az bağımlı yaşayacağız."demiş bir yazışmada arkadaşlarımdan birisi...Paylaşayım istedim. Benim de bunları tekrar hatırlamaya ve özümsemeye ihtiyacım var.Sevgiyle...Hayat